Kıyametin sınırında doğal yaşamın nefesi

29.9.2025

Nihat AK/EGE TELGRAF- Şehirlerin uğultusu arasında, iklimin sessiz felaketlerinin kırılgan tanıkları pek duyulmuyor. Bu sessiz savaşın en derin cephelerinden biri, 1937’de Kültürpark’ta doğup 2008’de Sasalı’da doğayla bütünleşen İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda yaşanıyor. Parkta ikamet eden hayvanları doğal yaşamlarının sağlanmaya çalışıldığı alanlarda yazın kavurucu nefesi hissedilirken, gölgeler bile kaçacak yer arıyor. 425 dönüme yayılan bu doğal cennet, şimdi sadece hayvanların değil, insanlığın da vicdanını tartıyor. Peki, iklim krizi kapıya bu kadar dayanmışken, İzmir bu hayvanları unuttu mu? Yoksa görünmeyen ama umut vadeden bir mücadele mi sürüyor?

Küresel iklim krizi ve su kıtlığının gölgesinde, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın direncini ve geleceğini, kentin doğaya açılan kapısını yöneten iki isimle konuştuk: İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Daire Başkanı H. Gökhan Özdemir ve Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Serkan Eğrilmez.

DOĞANIN KALBİNDE DÖNÜŞÜM

İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) Veteriner İşleri Dairesi Başkanı H. Gökhan Özdemir, sürdürülebilirlikten iklim değişikliğine, kuraklıktan su tasarrufuna kadar pek çok çevresel etkenin park faaliyetlerini nasıl etkilediğini ve bu zorlu koşullara karşı ne tür önlemler alındığını Ege Telgraf’a şu sözlerle anlattı. “İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de ilk Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı’nı kurdu. İzmir Doğal Yaşam Parkı ve Hayvan Sağlığı Şube Müdürlükleri bu çatıda görev yapıyor. Daire başkanlığı, sahipsiz, güçten düşmüş ve yaban hayvanlarına hizmeti tek sağlık anlayışıyla öncü şekilde sürdürüyor.
İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda iklim değişikliği, kuraklık ve su tasarrufu konularında çalışmalara 2024 yılı Haziran ayında başladık. Yağmur hasadı yapmak üzere barınaklarımıza yağmur suyu depolama tankları yerleştirdik. Su tasarrufu için su sayacımızı günlük sabah ve akşam saatlerinde kontrol edip kayıp, kaçak ve patlaklara çok daha hızlı müdahale ettik. Alandaki tüm çeşme ve musluklar gözden geçirilip tamir edildi. Personelimiz su tasarrufu konusunda eğitildi. Son 5 yılın aynı aylarındaki su tüketimlerinin altına düşmeyi hedefledik. 2024 yılı Temmuz ayından itibaren su tüketimimiz hızla azaldı. Öyle ki bir önceki yıla göre yüzde 78’e varan tasarruflara ulaştık. Barınaklarımızda güvenlik amaçlı elektrik telleri yer alıyor. Buradaki elektriği barınak çatılarına yerleştirdiğimiz güneş enerjisi panellerinden sağlayarak yenilenebilir enerjiye geçtik.

Alandaki terfi merkezini aktif hale getirerek suyu tekrar tekrar kullanmayı hedefliyoruz. Örneğin barınak temizliğinde ve göletlerdeki sular terfi merkezinde arıtılarak yeşil alan sulamasında kullanılabilecek. Alana bir de mikro bir biyogaz üretme noktası kurduk. Fil dışkısını buraya günlük dökerek çıkan gazı biriktiriyoruz.

Alana meyve ağaçları diktik, dikmeye de devam edeceğiz. Geçmiş yıllarda dikilen dut ve akasya ağaçlarının bakımlarını yapıp budanan dallar ile ruminant hayvanlarımızı ve fillerimizi besliyoruz. Reygras adı verilen tekrar tekrar biçilebilen bir yem bitkisi tarlası oluşturduk. Bu alanlardan elde edilecek bitkiler ile hayvanlarımızı besleyeceğiz.

Son 1 yılda hayata geçirdiğimiz bu çalışmalar ile İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın tüm bu özelliklerini bizleri ziyarete gelen başta çocuklar olmak üzere ziyaretçilerimize anlatan eğitimlerimize de yeni eğitim öğretim yılında başlıyoruz. Böylece iklim değişikliğine karşı önlemleri alırken bir yandan da bu işi nasıl sürdürebileceğimizi yerinde uygulamalar ile ziyaretçilerimizle paylaşıyor olacağız.”

PARKTA YENİ DÖNEM

Parkı sadece gezip gidilen bir yer olmaktan çıkarmak istediklerini belirten Başkan Özdemir, çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi, “Parkımız Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) üyesi olduğundan bilimsel araştırma ve eğitimde etik ve etkin çalışmalara katılıyoruz. Tür değişimi, koruma programları ve bilgi paylaşımıyla uluslararası iş birliği sağlanıyor.

Yakında hediyelik eşya satış dükkanı açacağız. Parkı sadece gezip gidilen bir yer olmaktan çıkartıp tüm gün eğitim ve etkinliklere katılım sağlanan bir yer haline getireceğiz. Özel gün kutlamaları için özgün bir alan oluşturacağız. Bazı ziyaretçilerimizin parkı akülü araçlar ile gezmelerini de sağlayacağız. Çocuklara hayvanlar hakkında bilgiler verirken eğlendiren bir tiyatroyu gösterisi sunacağız.”

MİNİK AYAK SESLERİ

Yeni türlerin de parka katılacağını belirten Başkan Özdemir, “Park, 130 türde birçok hayvana ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin tek fil ailesi olan 5 birey ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Afrika savanında zebralar, devekuşları, su aygırları ve zürafalar birlikte yaşıyor. Aslan, kaplan, mirket ve tropik türler favoriler arasında. Çocuklar keçi, koyun, tavşan ve eşekleri çok seviyor; yakında hayvanları görevliler eşliğinde besleyebilecekler.

2025’te deveniz Can, armadillo Bibo, kızıl geyik Paşa, siyah taçlı turna, sarı gagalı ve abdim leylekler, koati, mirket, valabi, lama aileleri, Afrika gri boynuz gagalı, lori, monk papağanları ve koi balıkları park ailesine katıldı. Hepsi kurtarılmış ya da esaret altında yetişmiş hayvanlar. Ayrıca zebra, lemur ve kızıl geyik dahil 100’den fazla yaban hayvanı doğdu. Ziyaretçiler için yakında yeni türler de parkımıza kazandırılacak” dedi.

SERGİLEMEK DEĞİL YAŞATMAK

İzmir Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Serkan Eğrilmez, parkın klasik hayvanat bahçelerinden ayrıştığını vurgularken, hayvan refahı konusunda fark yaratan yönlerini şu sözlerle ifade etti, “Hayvanat bahçeleri M.Ö. 3500’de Mısır’da başladı, saraylarda güç simgesi oldu. Filler, atlar savaşlarda; kolezyumlarda hayvan dövüşleri yapıldı. Fransız İhtilali sonrası Paris, Londra, New York’ta modernleşti. 1978’de Hayvan Hakları Beyannamesi refahı öncelik yaptı. Türkiye’de ilk hayvanat bahçesi 1937’de İzmir’de açıldı. İzBB 2008'de 425 dönümde Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nı açtı. Avrupa standartlarında geniş barınaklar, klinik ve eğitim birimleriyle öncü oldu. Hayvanlar, eski alanlarının 24 katı büyüklüğündeki doğal barınaklara taşındı; doğaya dönebilenler salındı, diğerleri korundu. Parkta 13,8 milyon ziyaretçi ağırlanırken, 2024’te 842 bin 770, 2025’in ilk yarısında 428 bin 848 kişi ziyaret etti. Hedef 1 milyona ulaşmak ve yaban hayatını korumak. Eğitim Birimi ücretsiz etkinlikler sunuyor. Yaralı yaban hayvanlarının bakımı Doğa Koruma ve Milli Parklar’a ait, ancak parkımızda veterinerlik ve rehabilitasyon hizmeti veriliyor. Protokollerle bu çalışmalar güçlendiriliyor. İzmir Doğal Yaşam Parkı, veterinerlik, bakım, eğitim ve yaban hayatına destek projeleriyle eski hayvanat bahçesinden modern anlayışa geçti.”

EN MUTLU ANIMIZ

İyileşen hayvanların doğaya dönme anlarının en mutlu anları olduğunu vurgulayan Eğrilmez, “Ekibimiz, tek sağlık anlayışıyla Veteriner Hekim, Veteriner Sağlık Teknikeri, Hayvan Bakıcısı yanında Biyolog, Ziraat, Orman, İnşaat, Bilgisayar, Makine, Çevre, Su Ürünleri Mühendisleri, Peyzaj Mimarı ve Öğretmenler de görev yapıyor.

Mesai kavramı yok. Koordinasyonumuzda veteriner hekimler tedavi planı yapar; hayvan bakıcıları barınak, temizlik ve beslenmeyi organize eder. Yaban hayvanı işleri tedbir ve güvenlik gerektirir; beslenme, aşılama, tırnak ve tüy bakımı takvime göre yapılır. Her hayvana özel bakım ve veterinerlik hizmeti veriliyor. Park, Doğa Koruma’dan gelen yaralı hayvanları da tedavi ediyor. Mayıs 2024–Ağustos 2025 arasında bin 455 yaralı kabul edildi, 694’ü doğaya salındı. Kurulduğundan beri 8 bin 100 hayvan tedavi edildi, 2 bin 35’i doğaya döndü, 3 bin 50’si parkta yaşatıldı.

Motivasyonumuz, hizmet verdiğimiz her bir yaban hayvanının sağlıklı huzurlu bir ömür sürmesine katkı veriyor olmak. Onların sağlıkla yaşam alanlarında gezinmeleri, beslenmemeleri, sağlıklı yavrular dünyaya getirmeleri elbette ki bizleri mutlu ediyor. En mutlu olduğumuz anlar ise tedaviye gelen bir yaban hayvanının iyileşip kanat çırparak uçması ya da yaban hayata doğru koşarak gözden kaybolması.

Tüm sağlık çalışanlarında olduğu gibi işimizin zor ve bizleri derinden etkileyen anları, yaşatmak ve sağlığına kavuşturmak için çok çaba harcadığımız bir canlının hayata tutunamadığını görmek oluyor. Bir de arkadaşlarımızın tüm çabalarına karşın kaybettiğimiz yaban hayvanlarına ilişkin bazen vatandaşlarımızın olumsuz tepkilerine maruz kalıyoruz. Kurtarılan binlerce can yokmuş gibi suçlu ilan ediliyor arkadaşlarımız, bu da çok üzücü. Doğal Yaşam Parkı’nda işin en zor yanı bu. Emeğinizi, günlerinizi, enerjinizi verdiğiniz hayvanların hastalanmaları ya da zaman zaman kendi aralarında doğal bir davranış olarak sergileyebildikleri alan mücadelesi sonucunda yaralanmaları ve hayatlarını kaybetmeleri yıllardır işin içinde olsalar da arkadaşlarımızın alışamadığı bir durum”.

GEZEGEN İÇİN MÜCADELE

Tayland’ın Kui Buri Milli Parkı’nda yapay su göletleriyle filler ve yaban hayatı için su erişimi sağlanarak habitat kaybı yüzde 15 azaltıldı. ABD’de Glacier Milli Parkı’nda boğa alabalıkları soğuk suya taşındı ve tür kaybı riski yüzde 20 düşürüldü. Büyük Mercan Resifi’nde deniz koruma alanları yüzde 30 genişletilerek mercan beyazlaması yüzde 10 azaltıldı. Botsvana’daki sulak alan restorasyonlarıyla fil ve antilopların suya erişimi artırıldı, habitat kaybı yüzde 12 geriledi. Brezilya’nın Amazon Ormanları’nda orman restorasyonu ve karbon tutma çalışmaları ormansızlaşmayı yüzde 8 azalttı. Nepal’de kaçak avcılık yüzde 20 azalarak kar leoparının yaşam alanları korundu. Hindistan’da kuraklık yönetimiyle habitat koruma yüzde 18 artarken, Güney Afrika’da yapay su kaynakları sayesinde hayvan ölümleri yüzde 10 azaldı. Ekvador’un Galapagos Adaları’nda iklim dayanıklılığı planları tür kaybı riskini yüzde 15 düşürdü. Bu çabalarla, dünyanın dört bir yanındaki ekosistemler iklim değişikliğine karşı direnç kazanıyor, su kaynakları ve yaban hayatı geleceğe umutla bakıyor.

Haber Arşivi

​Doğal Yaşam Parkı’nın jaguarı Juliet yaşama veda etti 13.1.2026

Doğal Yaşam Parkı’nın jaguarı Juliet yaşama veda etti İleri yaşına bağlı sağlık sorunları oluşan ve bu nedenle özel bakım altın ...

İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın fillerine hayat kurtaran ayak bakımı 31.12.2025

İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı doğada nesli tükenme tehdidi altındaki birçok canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Bun ...

İzmir Doğal Yaşam Parkı’na siyah jaguar ve boz ayı geldi Jüliet ve Yumuk da artık İzmirli oldu 28.12.2025

2025 yılı içerisinde yaklaşık bir milyon ziyaretçiyi ağırlayan İzmir Doğal Yaşam Parkı, nesli tükenme tehlikesi altındaki jaguar v ...